Enerjik Ol, Motive Kal … Nasıl?

Motivasyon bir insanın iş yapma isteğidir, enerjisidir. Yüksek motivasyon sahibi olmaksa, ister iş, ister bilim, ister sanat dünyası olsun, kariyerinde zirveye çıkmış insanların tek ortak özelliğidir. En net sunumu ile oyunun tartışmasız ana kuralıdır.

Yazarken kolay ancak pratikte çok zor yüksek motivasyon sahibi olmak. Hepimizin hayata dair yaşadığı kaygı, korku ve sıkıntılar bizleri olmak istediğimiz kimlikten bambaşka noktalara sürükleyebiliyor. ‘Enerjik, dayanıklı, azimli olacağım’ derken bir bakıyoruz geçimsiz, bıkkın, huysuz, mutsuz insanlara dönüşmüşüz.

O zaman belki de biraz daha mühendis kafasıyla yaklaşmalıyız motivasyona. Einstein’ın E=mc2’sini dört boyut ile gündelik hayata daha analitik indirgemeliyiz;

Fiziksel enerji; Oturma, kalk, biraz daha fazla yürü, belki koş, bisiklete bin, spor yap. Lezzeti yiyeceklerle dengeli beslen. Bol bol su iç.

Duygusal enerji; Bol bol gülümse, ailenle ve sevdiklerinle birlikte ol, onlara sarıl ve sevdiğini söyle tekrar tekrar. Sevgini dillendirmeyi asla ihmal etme.

Zihinsel enerji; Kitap oku. Akıl defteri tut, düşüncelerini, hissettikleri, hedef ve hayallerini kalemle yaz. Her gün yeni bir bilgi öğren, öğrendiğini başkalarına da öğret. Yeni hobiler edin.

Ruhsal enerji; Bol bol şükret. Her gün en az bir kişiye yardım et. Meditasyon yap, derin derin nefes al, doğada vakit geçir. İnançlı ol.

Eğer enerjinin dört boyutunu adım adım hayatına birer alışkanlık olarak yerleştirebilirsen yüksek motivasyon senin de başarılı bütün insanlar gibi vazgeçilmez hayat standardın olacak. Şimdiden hepimize kolay gelsin.

Türkiye Yanarken Ofisinde Güvende Olabilir Misin?

Tehlike

Anne, çocuğuna sarıldığında yüreği ile “seni seviyorum”, aklıyla “bana güven” der. Çocuk, annesi ona sarıldığında mutlu olur. Ebeveynler, sevgi ve güvenin sürdürülebilirliği için hem maddi, hem de manevi boyutta büyük emek verirler, tehlikeleri evden uzak tutarlar.

İş hayatındaki bireylerin de bir çocuktan farkı yoktur aslında. Her çalışan işini, yöneticisini, iş arkadaşlarını, şirketini sevmek ister. Kendine, yöneticisine, iş arkadaşlarına, şirketine güvenmek bir ihtiyaçtır, saygının kaynağıdır. Sevgi ve güven ortamı sağlandığında iş hayatındaki fert mutludur çünkü tehlikelerden uzaktır.

Gelelim Türkiye’de yaşayan bizlere. Ben, beni idare etmekten sorumlu insanlar tarafından sevildiğimi bilirsem ve onlara güvenirsem mutlu bir vatandaş olurum. Beni ötekileştiren bir lider ve ülkemde her gün patlayan bombalar, öldürülen insanlar, tepetaklak giden ekonomi için sorumluluk almayan, sürekli bahane üreten (Sakın unutmayın, üretilen bahane sayısı arttıkça, kalite düşer) bir yönetici ekibi ile mutlu olmam mümkün değildir. Günün sonunda varlığım tehlike altındadır. Bu tehlikenin nedenlerini araştırdığımda karşıma büyük çaplı ahlak düşüklüğü ve bilgisizlik çıkıyorsa, tehlikeyi yok etmek için derhal düşünmeye ve çalışmaya başlarım. Çünkü, en başa dönelim, ben bir anneyim, çocuğumun mutluluğu ve güvenliğini sağlamak benim için herşeyden önemlidir.  

Bugün istediğimiz kalitede bir sevgi ve güven ortamını ne kendimize, ne ailemize, ne iş ortamımıza, ne memleketimize, ne coğrafyamıza, hatta dünyamıza sağlayamıyorsak, tedirgin ve olumsuzsak, lütfen ilk başta dönüp aynaya bakalım, kendimize koçluk yaparak şu zor soruyu yanıtlayalım:

Bu tehlike dolu ortamdan korunmak ve onu düzeltmek için neler yapabilirim?  

Ben soruyu kendime sorduğumda ilk yanıtım “psikolojik direncimi yüksek tutmalıyım oldu. Birinci cevap sağlam olursa, ikinci adım olan aksiyon için illa ki doğru bir fırsat karşımıza çıkacaktır diye düşünüyorum.

2017 yılında psikolojik direncimizin yüksek, aksiyon irademizin sağlam olmasını dilerim.

Kaynağım İnsan 7 Yaşında !

7. yaşgünüYedi yıl önce bugün iş hayatımı baştan sona değiştirecek bir girişim yaptım: Kaynağım İnsan‘ı açtım.

9 Ekim 2009’da blogumu yayına açarken kafamda olan tek şey mesleki yazı üretmekti. Nitelikli üretimin insanı nerelere taşıyabildiğini ise o günden bugüne bütün heyecanları, sürprizleri, farklılıkları ile tecrübe ediyorum. Önümde de çok uzun bir yol var gidecek, görüyorum.

Okumak bizi geliştirir, yazmaksa düşündürür, kurgu yaparak yayılmamızı sağlar. Medeniyet yazarak gelişir. Yaşadıklarımızı, öğrendiklerimizi, hissettiklerimizi ve düşündüklerimizi kayıt altına alabiliyor olmak bence insanın en büyülü yetkinliğidir. İşler bastırdığında blog yazma performansım düşse de, yine iş gereği başka konularda bolca kalem sallıyor ve klavye işletiyor olmak ana hedefim “yazmak“tan uzaklaşmamamı sağlıyor, mutluyum.

Geçen yedi yıl içinde yazarak üretmeleri için karşıma çıkan herkesi yüreklendirmeye çalıştım ve çalışmaya devam edeceğim. Ve bu kısa kutlama yazımı Bernard Shaw’un düstur aldığım sözü ile bitirmek istiyorum:

“Çok yazan değil, güzel yazan yaşar.”

yazmak

 

Performans Ayarı – 2016

Her İK’cının mesleğine dair yüreğinde yatan bir kaplanı vardır. Benim kaplanım “Performans”. Herkese “Ben performanscıyım” derim. Bu işin en derinlerinde dolaşmak beni büyütüyor, zihnimi açıyor.

“‘Ben performancıyım’ savıyla etrafta dolaşmak kolay, bir de işini görelim İpek” derseniz, size beş yıllık Kaynağım İnsan şirket performansımı ve kendimi nasıl büyüttüğümü gösterebilirim;

2015“, “2014“, “2013“, “2012“, “2011

2015 yılını 100 üstünden 87,25 puanla kapattım. Memnunum.

Ve geldik 2016’ya.

2016

2016’dan farklı boyutlarda beklentim büyük. Göreceğiz 😀

 

Kitap: Strateji Haritaları – Norton&Kaplan ( Dengeli Karne Uygulaması)