21. Yüzyıl Yetkinlikleri

P21, 2002 yılından Amerika’daki eğitim, iş dünyası ve kamu yönetimi otoritelerinin bir araya gelerek meydana getirdiği bir ortak çalışma grubu. Hedefi, 21. yüzyılın hem iş, hem de sivil hayatındaki ihtiyaç, beklentileri karşılayabilecek donanımdaki insanı tanımlamak ve onun hangi standartlarla eğitim alması gerektiği üzerine çalışmak.

Çalışma grubunun içindeki kurucu konumundaki şirketlere baktığımızda ağırlıklı bilişim sektörünü görüyoruz. Ancak bilişim sektörünün önümüzdeki 20-30 yıl içinde bu konumunu genetik üzerine çalışan şirketlerle paylaşacağını söylemek herhalde yanlış olmaz.

P21, 13 yıllık çalışmasının ürünü olarak, sıfırdan bir insanı donanımlı yetiştirmek üzere aşağıdaki 21. yüzyıl yetkinlikleri setini dünya ile paylaştı.

21. Yüzyıl Yetkinlikleri:

1.Öğrenme ve İnovasyon yetkinlikleri

  • eleştirel düşünme ve problem çözme,
  • yaratıcılık ve inovasyon,
  • iletişim ve işbirliği

2. Bilgi, Medya ve Teknoloji yetkinlikleri 

  • bilgi okuryazarlığı,
  • medya okuryazarlığı,
  • bilişim ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı

3. Yaşam ve Kariyer yetkinlikleri 

  • esneklik ve uyum sağlayabilirlik,
  • insiyatif alma ve öz yönlendirme,
  • sosyal ve kültürlerarası yetkinlikler,
  • üretkenlik ve hesap verebilirlik,
  • liderlik ve sorumluluk

10 temel yetkinlik

Aklın yolu bir.

Geçtiğimiz günlerde World Economic Forum, 2015 ve 2020 dönemini kavrayacak şekilde iki temel yetkinlik seti yayınladı.

Hem 2015, hem 2020’de ve P21’in setinde de “karmaşık problem çözme” yetkinliğini bir numarada görüyoruz.

Şimdi artık biz İK’cılar ve bütün profesyoneller şirketlerimizin ve bireysel gelişimimiz için dünya standatlarında neye odaklanmamız gerektiğini biliyoruz.

Problem çözme yetkinliğine odaklanma problemimizi çözerken hepimize kolay gelsin 🙂

 

İşveren Kimi Arar?

Problem çözmekİşveren, problemlerini çözecek insanı arar.

Cevabın bu kadar basit olduğu bir soruda adayın iş görüşmesine gitmeden önce çalışması gereken konu, başvurduğu pozisyonda işverenin ne gibi problemler yaşayabiliyor olacağı ve kendisinin sorunlar için masaya koyabileceği çözümlerdir.

Örneğin başvurduğunuz pozisyon satış üzerineyse, bilin ki o şirketteki sorunlar satmak üzerinedir. Ciro arttırmak bir sorundur, müşteri şikayetlerini gidermek, müşteriyi memnun etmek, pazar büyütmek birer sorundur. Ürün ve hizmetleri çok iyi bilmek birer sorundur. Satış pozisyonlarına başvuran bir adayın şirketin bu sorunlarında doğru çözüm ortağı, doğru işbirliği yapılacak insan olduğunu, sorunları nasıl çözeceğini anlatabiliyor olması beklenir. İş ararken aday taleplerinden önce vaadlerini masaya koymalıdır.

Üniversiteden yeni mezun adaylar işverenin sorunlarına çözüm üretme sürecinde tecrübesiz oldukları vurgusunu yapabilirler. Ancak bu onların başvurdukları pozisyonun ne iş yaptığı hakkında bilgisiz olmalarını gerektirmez. Gerek kitaplar, gerekse internet ortamında meslekler, görev tanımları, her meslekte yaşananlara dair pek çok web sitesi, blog bulunuyor. Aday, tecrübesiz olsa bile, okudukları vasıtasıyla pozisyonda yaşanmakta olan sorunlar ile tanışabilir, meslektaşları ile empati kurabilir. Daha ötesine geçmek ise o işi yapmakta olan bir profesyonel ile yaptığı iş ve yaşadığı problemler hakkında bilgi alışverişi yapmakla olabilir. Analitik düşünme yetkinliğine sahip bir beyin işi yapmamış olsa bile kendi çözüm önerilerini geliştirebilir. Bu adayın pozisyona adapte olabileceğinin başta kendisi tarafından keşfidir.

Mülakat yapan İK profesyonelleri veya yöneticiler iş görüşmesinde ister tecrübeli, ister tecrübesiz olsun adayların işverene katacağı katma değerin peşindedir. Bu arayışın karşılığını bulması, şirketi ileri taşıyabilecek problem çözücü, fikir geliştirici, sorumluluk almaya hazır olduğunu belirten çalışkan beyinlere ulaşılabildiğinde olur.

“Ben problem çözerim, üstelik onları problem çözme teknikleriyle, doğru insanlarla işbirliği yaparak çözebilirim” diyorsanız ve bunu size verilen vaka çalışmasında kanıtlayabiliyorsanız sizi reddedecek tek bir işveren olmaz, olamaz.